Son dönemde birçok kişi bana aynı soruyu soruyor:
“COP31 nedir ve neden bu kadar önemli?”
Aslında cevap oldukça basit.
COP31, sadece dünyanın farklı ülkelerinden delegelerin bir araya geldiği bir konferans değildir. COP31; iklim değişikliği, sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, enerji dönüşümü ve geleceğin üretim modellerinin konuşulduğu dünyanın en önemli platformlarından biridir.
2026 yılında bu organizasyonun Türkiye’de, Antalya’da gerçekleştirilecek olması ise ülkemiz açısından tarihi bir fırsattır.
Türkiye uzun yıllardır birçok uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptı. Ancak COP31’in farkı, yalnızca birkaç gün sürecek bir etkinlik olmamasıdır. Burada alınan kararlar, önümüzdeki yıllarda sanayiyi, ticareti, üretimi, ihracatı ve tüketim alışkanlıklarını doğrudan etkileyecektir.
Bugün Avrupa Birliği’nde konuşulan PPWR (Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü), karbon düzenlemeleri, döngüsel ekonomi politikaları ve yeniden kullanım sistemleri aslında COP süreçlerinde şekillenen küresel yaklaşımın parçalarıdır.
Bu nedenle COP31’i yalnızca çevre başlığı altında değerlendirmek eksik olacaktır.
COP31 aynı zamanda;
Sanayi politikalarının,
Yeni yatırım alanlarının,
İhracat stratejilerinin,
Teknolojik dönüşümün,
Üniversite-sanayi iş birliklerinin,
Gençlik projelerinin,
Bilimsel çalışmaların,
geleceğini konuşacağımız bir platformdur. Benim gördüğüm en önemli konu ise şu:
Türkiye COP31’e sadece katılan ülke olmamalıdır. Türkiye COP31’e fikir üreten, proje geliştiren ve çözüm sunan ülke olarak katılmalıdır.
Özellikle ambalaj sektörü açısından bakıldığında bu süreç önemli fırsatlar barındırmaktadır. Avrupa’da hızla gündeme gelen yeniden kullanım sistemleri, kaynak verimliliği, geri dönüştürülmüş içerik kullanımı ve sürdürülebilir tasarım konularında ülkemizin güçlü üretim altyapısı bulunmaktadır.
Bu nedenle COP31’i sadece takip etmek yerine, bu dönüşümün aktif bir parçası olmak zorundayız.
Son haftalarda kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, sektör temsilcileri ve bilim insanlarıyla yaptığımız görüşmelerde ortak bir noktaya ulaşıyoruz:
COP31’in başarısı yalnızca devlet kurumlarının çalışmalarıyla değil, toplumun tüm kesimlerinin katkısıyla mümkün olacaktır. Sanayici, akademisyen, öğrenci, girişimci, yerel yönetim, sivil toplum kuruluşu ve vatandaş aynı hedef etrafında buluşabildiği ölçüde COP31 gerçek anlamda başarılı olacaktır.
Ben COP31’i Antalya’da yapılacak bir konferanstan çok daha fazlası olarak görüyorum. Bunu Türkiye’nin sürdürülebilirlik, inovasyon ve üretim gücünü dünyaya gösterebileceği bir vitrin olarak değerlendiriyorum.
Önümüzdeki dönemde bu platformda COP31 sürecine ilişkin gelişmeleri, fırsatları, paydaş görüşlerini ve farklı sektörlerin bakış açılarını paylaşmaya devam edeceğiz. Çünkü bu süreç yalnızca iklimin değil, gelecekte nasıl üreteceğimizin, nasıl tüketeceğimizin ve nasıl rekabet edeceğimizin de konuşulduğu bir süreçtir. COP31’i doğru okuyabilirsek, bu organizasyon Türkiye için yalnızca bir ev sahipliğinden çok daha büyük bir kazanıma dönüşebilir.
Özgür Avcı
Netpak Ambalaj Yönetim Kurulu Üyesi
TOBB Türkiye Ambalaj Meclisi Üyesi
Instagram , Linkedin
24.06.2026